Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları - page 11

10
Senem Aslan
haklar, geçim kaynakları ve maddi boyut taşımayan konular üzerinde durmaktadır.
Sosyal dışlanmanın neden olduğu yapısal ve kültürel faktörler arasında kesin bir ayrım
yapmakta olan açıklamalarda; yapısal faktörler iş gücü piyasası, yerleşim gibi maddi
boyutlara vurgu yaparken kültürel açıklamalar ise bireysel seçimlere ve sosyalizasyon
sürecine dikkat çekmektedir (Boyd ve Kirrily, 2010, s. 245).
Avrupa ülkelerinde kullanılan sosyal dışlanma terimi ABD’de yaygın bir kullanıma sa-
hip değildir. ABD’de dışlanmış gruplar “altsınıf” (underclass) kavramıyla ifade edilmek-
tedir. Altsınıf kavramı yoksulluktan çok kronik yasa dışılık, uyuşturucu kullanımı, evlilik
dışı çocuklar, çalışmama ve okul başarısızlığını anlatmaktadır. Altsınıf kesimler psiko-
patolojik ve kültürel kast içine hapsedilen ve sosyal yardımların kısılmasına gerekçe
oluşturmak ve hedef tahtası haline getirilen altsınıf kesimler ABD’nin sosyal dışlanmış-
ları olarak kabul edilmektedir (Sapancalı, 2005a, s. 19). Ülkelerin farklı sosyo- kültürel
yapılarına göre sosyal dışlanma kavramının kullanımı farklılık gösterdiği görülmektedir.
AB’de kullanımı yaygın olan sosyal dışlanma kavramı belirli bir şekilde farklı nüfusla-
rın toplumla bütünleşme problemleri çerçevesinde kullanılmaktadır. Sosyal yaşamdan
bağımsız olan ve bu bağımsızlıklarının yoksullukla açıklandığı bir alt sınıfın doğması
siyasi söylemlerin odak noktası haline gelmiştir. Sosyal dışlanma gelir yoksulluğu ile
açıklanmasının yanı sıra değişen aile yaşamları, kamusal davranışları, toplumsal katı-
lımları, bireysel davranışları ve siyasi katılımları kısaca kültürel olmanın yanı sıra eko-
nomik dönüşüm unsurları temelinde ele alınmaktadır. Yoksulluktan sosyal dışlanmaya
yönelik kavramsal değişiklik sadece yoksulluğun açıklamasını sunmamakta aynı za-
manda sorunun kendisini daha karmaşık hale getirmektedir. Böylece kavram sadece
paranın olmayışı değil fakat potansiyel olarak olmaması, yoksul bir biçimde barınma,
sağlıksız yaşam, eğitimde başarısızlık, suç işleme veya suç mağduru olma, uyuşturucu
madde kullanımı vb. tüm bunlar sadece yoksulluğun sonuçları değil aynı zamanda
her biri kendi içinde bir sosyal problemdir. Bununla birlikte farklı sosyal gruplarda ve
statülerde bulunan insanlar bu problemleri bütünüyle farklı biçimlerde deneyimlemek-
tedirler (Gough v.d. 2006, s.1).
Sosyal dışlanma kavramının karşıtı olarak sosyal bütünleşme kavramının kullanımı
ile ilgili bir takım görüşler bulunmaktadır. Sosyal dışlanma, sosyal bütünleşmenin her
zaman tam olarak gerçekleşmediği böylece toplumsal düzenin bazı grupları dışında
bırakabilecek şekilde katmanlı bir görünümü olabileceğine işaret etmektedir. Sosyal
bütünleşmenin karşıtı olarak ele alındığında dışlanma bireyin toplumla bütünleşmesini
sağlayan ve bireyin kendi geleceğini oluşturmasında fırsatların tam olarak erişimini
engelleyen temel gereksinmelerden yoksun kalması, toplumla olan bağlarının kopma-
sı, sivil, siyasal, ekonomik ve sosyal yurttaşlık haklarından yoksun olma durum ve
süreçleri olarak tanımlanmaktadır (Sapancalı, 2005a, s. 53). Burchardt, Le Grand ve
Piachaud sosyal dışlanma tanımını şu şekilde yapmaktadır. “Kişinin yaşadığı toplumda
1...,2,3,4,5,6,7,8,9,10 12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,...182
Powered by FlippingBook