Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları - page 14

12
Vehbi Bayhan
miyle kurumsallaşmış katılım olarak tanımlanan seçimler, siyasi kampanyalar ve parti üye-
liklerine katılımında ciddi bir düşüş yaşandığıdır (UNDP, 2013: 14-15’den aktaran; Gür ve
Bahçeci, 2014:38). Bu konudaki en eski ve kabul gören açıklamalardan biri yaşam evresi
açıklamasıdır. Bu yaklaşıma göre, gençler genellikle oy verme yaşı olan 18’lerindeyken
başlangıç problemleri olarak tanımlanan birtakım sıkıntılar ile meşguldürler. Bu yaklaşım,
iş bulmaktan, yerleşmeye, aile kurmaktan kariyer sorunlarına kadar geniş bir yelpazeye
yayılan bu sorunların gençleri üst yaş gruplarına göre katılım konusunda daha ilgisiz kıl-
dığını öne sürer. Aynı zamanda, tüm bu nedenlere bağlı olarak son derece mobil oldukları
için siyasi katılım için gerekli olan kayıt işlemlerini takip etme vb. nedenler gençlerin katılı-
mı önünde engel oluşturabilir (Gür ve Bahçeci, 2014:38).
Siyasi katılım, demokratik bir toplumda sadece seçimden seçime oy verme davranışını
içermemektedir. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarına katılım ile katılımcı demokrasi
arasında doğrudan ilişki bulunmaktadır. Toplum içerisinde birey aileden başlayarak siyasi
kültürü sosyalleşme sürecinde edinir. Hayat felsefesi ve ideolojisinin somut göstergesi
siyasi katılımdır.
Türkiye’de gençler arasında en yaygın sivil/siyasal etkinlik oy vermektir. Siyasal partiye
üyelik gibi geleneksel katılım gençler arasında yaygın değildir. Barışçı gösterilere katılım
yüzde 12, boykota katılım yüzde 6 civarındadır. “Online” siyasal etkinliklere katılım da
yüzde 8’in altında kalmıştır (Habitat, 2017:13). Gençlerin siyasi katılımı konusundaki bu
veriler dışında, gençlerin kendilerini nasıl tanımladıkları bağlamında siyasete katılımı ir-
delenebilir. Bu çerçevede, S-UN Fonu Gençlik Projesi, (2009) araştırmasına katılan genç-
lerin önemli bir kısmı ‘Türkiye’deki gençlerin tarihlerini ve kültürlerini yeterince bilmediği’;
‘Gençler arasında amaçsızlık, idealsizlik ve vurdumduymazlığın yaygın olduğu’; ‘Gençle-
rin ahlaki çöküntü içinde olduğu’ yönündeki önermelere katıldıklarını belirttiler. Bununla
beraber, katılımcıların önemli bir kısmı ‘Toplumun gençlere değer vermediğine’; ‘Gençle-
rin hiçbir toplumsal karar alma sürecine dahil edilmediğine’ ve ‘Mevcut eğitim sisteminin
gençlerin bağımsız bir kişilik geliştirmesine izin vermediğine’ inandıklarını belirttiler. Anket
bulguları, gençlik katılımının iki ön koşulunu - gençlerin katılım için gerekli donanıma
sahip olması ile kurumların (ve genel olarak toplumun) gençlik katılımına açık olması- ile
ilgili sıkıntıları, gençlik perspektifinden doğrulandığını göstermektedir (S-UN Fonu Gençlik
Projesi, 2010: 5).
Gençlerin bizatihi gençleri nasıl değerlendirdiği ve tanımladığı hem mekânsal hem de za-
manın ruhu küreselleşmenin gençler üzerindeki etkisini yansıtmaktadır. Bayhan’ın araştır-
ması (2013) bağlamında, “Günümüzün gençliğini nasıl tanımlarsınız?” sorusuna, örnek-
lemin %45’i “ülke sorunlarından uzak apolitik” olarak tanımlarken, %36’sı “maddiyatçı
gençlik”, %5’i “çağın gerektirdiği bilgi ve donanıma sahip”, %5’i “sosyal konulara duyarlı
gençlik”, %5’i “çalışkan ve hırslı bir gençlik” ve %4’ü de “maneviyatçı gençlik” olarak
tanımlamıştır. Gençlerin kendilerini apolitik ve maddiyatçı betimlemeleri, küreselleşme sü-
recinde popüler kültürün medya vasıtasıyla bilinçaltına şırınga ettiği “tüketim kültürü” ve
“carpe diem” (günü yaşa) felsefesinin bir yansımasıdır. Gençler, bir yandan günümüzün
1...,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13 15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,...216
Powered by FlippingBook