Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları - page 96

94
Neden bir batı dili? Dünyaya açılmak için, evrensel
değerlere gerektiği biçimde yönelebilmek için, ama
bu arada kendi öz dilimizi de küçümsemeyerek.
Cemil Meriç’e göre kişi, öz dilini ancak bir başka dil
öğrenerek daha iyi kavrayabilirdi ve bunun bilincini
bütün arkadaşlarımıza ve tüm öğrencilerine verdiği
kanısındayım. Nitekim, burada söz konusu olan Batı
dili bir rastlantı sonucu, Fransızca idi. Cemil Meriç
İngilizce öğretmeni, Almanca öğretmeni olsa da
değişmezdi. Bu dilleri birbirinden ayırmazdı zaten.
Yol aldıkça, ilerledikçe, bilgilenmede hocamızın
bizlere ne denli önemli bir ışık tuttuğunu daha iyi
gördük.
Bu gerekçeli anlatış, iki ay sürdü ama gerçekte tüm
yaşam boyunca sürdü. Bu iki ay içinde hocamız
1953-54 öğretim yılındaki dersinde, Rönesans’tan,
Yeniden Doğuş çağından yola çıktı: Montaigne’i
anlattı, onun dingin düşünürlüğünü vurgulayarak
La Fontaine’i vurguladı; aynı nitelikleriyle nitekim
daha sonraki yıllarda, Ali Özgüven, İzzet Tanju
ile birlikte, evinde, kitapları açıp La Fontaine şiiri
çok okumuşuzdur ve onun ne kadar derin bir
düşünür olduğunu, hocadan çok iyi öğrenmişizdir...
Daha ötelere giderek Montesqieu’ler, Diderot’lar,
Rousseau’lar,
Voltaire
ve Ansiklopedistler...
Bu arada Cemil Meriç’in düşüncelerinin odak
noktasını oluşturuyordu... Ondokuzuncu yüzyıla
çıktığımızda önce Balzac, ardından ve belki de aynı
zamanda Victor Hugo... Yirminci yüzyıla fazla önem
vermediğini, arkadaşlarım anımsarlar sanıyorum. O,
yirminci yüzyılın da, önemli anlarını özümsemesini
1...,86,87,88,89,90,91,92,93,94,95 97,98,99,100,101,102,103,104,105,106,...140
Powered by FlippingBook