Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları - page 100

98
de gözlerini kaybettikten sonra “en büyük
mahrumiyetlerimden biri dama oynayamamak”
demişti.
Kitap sevgisi. Durmadan sahafları dolaşır,
durmadan kitap alırdı. Büyük Pierre Larousse’u
alabilmek için, kışın karlı bir havada paltosunu
satıp, kitapları hamala yükleyip evine getirdiğini
söylemişti bana. Yine kitap almak uğruna cebindeki
bütün parasını kitaba verdikten sonra iki üç gün aç
gezdiğini söylemişti.
İnsan sevgisi. Son derece hoşgörülü ve son derece
kibardı, iltifat yapmaktan hoşlanırdı, bütün
dostlarına, “nur-u didem, canım, azizim, sevgili
kardeşim” gibi sözlerle hitap ederdi. “Bir insanın
bütün ızdıraplarının dinmesi için kütüphanemi
yakabilirim.” derdi.
Devamlı surette kolalı yaka takardı, kıyafeti çok
muntazamdı. “Hiç kimsenin gözlerini rahatsız etme
hakkımız yok.” derdi. Daima çok iyi giyinirdi.
Kurduğu dostluklar ömür boyu sürerdi, insanlara
kendini çok iyi bağlardı; oturduğu yerleri terk
ettikten sonra da oradaki komşularına devamlı gidip
gelmiş ve bu çok iyi ilişkileri hep sürdürmüştür.
Konuşma gücü büyüleyici idi. Uzun bir cümleye
başladı mı sonu nasıl gelecek diye merak ederdim.
Yazıya dökseniz belki on satır, yirmi satır sürecek
bir cümleye başlar ve sonunu mükemmel ve daima
şaşırtıcı biçimde bitirirdi.
Espri gücü çok kuvvetliydi, her duruma göre,
1...,90,91,92,93,94,95,96,97,98,99 101,102,103,104,105,106,107,108,109,110,...140
Powered by FlippingBook