Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları - page 101

99
gerekirse bir fıkra anlatabilirdi. Ondan duyduğum
fıkraları, Fransızca, Türkçe, hâlâ hatırlar, hâlâ
anarım.
Espri gücü deyince, bir tramvay, fıkrası var.
Çocuklarından biriyle, herhâlde bu çocuk Mahmut
Ali olacak, hanımıyla ön taraftan tramvaya binecek,
çocuklu olduğu için, vatman, “Önden binemezsiniz.”
diyor. “Niye binemeyeyim be adam, görüyorsun
çocukluyum!” diyor. “Bana adam diyemezsin sen!”
diyor vatman. “Doğru!” diyor Cemil Meriç, “Sana
adam denmez. Senin gibi kişiye adam denmez.”
Fransızca dışında İngilizce’yi her şeyi çok rahat
anlayabilecek kadar iyi bilirdi. Aynı zamanda
Farsçası ve Arapçası da çok kuvvetliydi. Fakültede
1963 yılında zannediyorum, öğrencileriyle sohbet
biçiminde ders yapmaya geldiğinde, bir Farsça
doçentiyle tanıştırdılar. Onunla Farsça sohbet
etti uzun süre, Hafız’dan ezbere şiirler okudu
ona, o doçent, İranlıydı. “Hocam, bu kadar da
olmaz! Mükemmel bir diksiyonla ve çok geniş bir
vokabülerle konuşuyorsunuz.” diye şaşkınlık içinde
kalmıştı o doçent.
“Osmanlı arşivlerini okuyup değerlendirebilecek,
gerçek biçimde değerlendirebilecek bir ben kaldım,
ama gözüm görmüyor.” demiştir.
Kendisini kaybettikten sonra da bütün hareketleri,
sözleri, davranışları bize kılavuzluk etmeye devam
ediyor hocamızın.
1...,91,92,93,94,95,96,97,98,99,100 102,103,104,105,106,107,108,109,110,111,...140
Powered by FlippingBook