Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları - page 79

77
Okuduğumuz zaman körlüğünü tamamen
unuturdu.
Bu yüzden herhangi bir şeye sinirlendiği
zaman “Babacığım biraz okuyalım” derdik, -sinir
ilacı gibi- 2 sayfada öfkesini unuturdu.
Bir sayfayı Osmanlıca olsun Fransızca olsun bir
kerede okurdu.
Öyle birini bir daha görmedim.
Düşüncenin hızı, ışık hızından daha fazla. Büyük bir
zekâ, büyük bir dikkat. Zira, zekâ dikkatten ibarettir.
Sinema ekranına nasıl sahneler bir bütün olarak
yansıyorsa onun müteyakkız zekâsı da bir anda bir
sayfanın bütününün satırlarını hafızaya alabiliyor.
Türkçenin gördüğüm en büyük hatibiydi.
Ondan
daha güzel konuşan bir insan görmedim. Çok
uzun cümlelerle konuşurdu; fakat cümle içinde
asla durmazdı. Yazıyormuş gibi düşünürdü bütün
cümleleri. Yarım saat konuştuktan sonra, derslerinde
veya konferanslarında, bazen bir dakika susardı.
Dudakları oynardı. Düşünüyor...
Söyleyeceklerini prova ederdi.
Sonra yine
muhayyilesinin ya da bilgisinin bütün notalarını,
diyelim, dinleyicilerinin hayretle açılan gözlerinin
önüne sererekyine çokuzun sürenve asla kesilmeyen
bir başka konuşma yapardı. Söylediklerini tashih
etme ihtiyacını asla hissetmezdi. Yani sahnede tek
başına tirad yapan büyük bir aktör gibi konuşurdu.
Sesi iner çıkar, bütün vücuduyla konuşmaya katılır,
özellikle ellerini çok kullanırdı. Zaman zaman
söyledikleriyle kendi bile o kadar heyecanlanırdı ki,
bu ateşle yerinde duramaz, ayağa fırlar ve durduğu
yerde dinleyenleri daha da heyecanlandırarak
konuşmasına ayakta devam ederdi. O konuşurken
1...,69,70,71,72,73,74,75,76,77,78 80,81,82,83,84,85,86,87,88,89,...140
Powered by FlippingBook